27 Aralık 2008 Cumartesi

gebelik, kadın

sitemiz gebelik, kadın, hamilelik üzerine açılmıştır. Kısa bir zaman sonra sözünü ettiğimiz bu kategori ile ilgili olarak daha fazla ayrıntı bulabileceksiniz. Gebelik, kadın, hamilelik ile ilgili olarak şimdilik aşağıdaki web sitelerimizi ziyaret edebilirsiniz.

18 Nisan 2008 Cuma

Gebelik, Hamilelik

GEBELİK VE MİGREN
GEBELİK VE MİYOM İLİŞKİSİ
GEBELİK ve ŞEKER HASTALIĞI
GEBELİKTE AŞERME
GEBELİKTE GÖĞÜSTEN SÜT GELMESİ
GEBELİKTE UNUTKANLIK
ADET DÜZENSİZLİĞİ
AKRABA EVLİLİĞİ
ANNE KARNINDA BEBEĞİN SUYUNUN AZALMASI
ANNE KARNINDA BEBEĞİN SUYUNUN FAZLA OLMASI
AŞILAMA NEDİR VE NASIL YAPILIR?
BEBEK İSTEYENLER İÇİN CİNSELLİK
BEBEK KORDON SORUNLARI
BEBEK NÖRAL TÜP BOZUKLUKLARI
BEBEK RAHİM İÇİ GELİŞME GERİLİĞİ
BEBEK YAPMAK İÇİN ÇOK SEKS YAPMAK ŞART MI?
BEBEKTE EDWARDS SENDROMU
BOŞ GEBELİK
CERRAHİ SPERM ARAMA (TESA), (TESE) NEDİR ?
ÇOCUK SAHİBİ OLMAYA HAZIR MISINIZ?
ÇOĞUL GEBELİK
DIŞ GEBELİK
Dış Gebelik Nasıl Olur
DÜŞÜK SEBEPLERİ
ELDE AĞRI VE UYUŞUKLUK
GEBE KALMAK İÇİN İDEAL YAŞ KAÇTIR ?
GEBELİĞE HAZIRLIKTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
GEBELİK BELİRTİLERİ NELERDİR?
GEBELİK NASIL OLUŞUR
GEBELİK ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER
GEBELİK VE ASTIM
GEBELİK VE HEMOROİD
GEBELİK VE HİPERTANSİYON
GEBELİK VE KANAMALAR
GEBELİK VE KIZAMIKÇIK
GEBELİKLE İLGİLİ GENEL ŞİKAYETLER
GEBELİKTE YAPILMASI GEREKEN AŞILAR
GEBELİKTE AKINTI
GEBELİKTE AŞIRI TÜKÜRÜK SALGISI VE AĞIZDA ACILIK
GEBELİKTE BEL AĞRILARI
GEBELİKTE BEL VE SIRT AĞRISI
GEBELİKTE BESLENME
GEBELİKTE BÖBREK HASTALIKLARI
GEBELİKTE BULANTI VE KUSMA
GEBELİKTE CİLT DEĞİŞİKLİKLERİ
GEBELİKTE CİNSELLİK
GEBELİKTE DÜŞÜK TANSİYON VE BAYILMA
GEBELİKTE EGZERSİZ
GEBELİKTE EL VE AYAKLARDA ŞİŞME
GEBELİKTE GÖĞÜSLERDE HASSASİYET
GEBELİKTE HALSİZLİK
GEBELİKTE HANGİ DURUMLARDA DOKTORA DANIŞILMALI
GEBELİKTE HAZIMSIZLIK
GEBELİKTE İDRAR KAÇIRMA
GEBELİKTE İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI
GEBELİKTE İLAÇ KULLANIMI
GEBELİKTE İLERİ ANNE YAŞI
GEBELİKTE KABIZLIK
GEBELİKTE KAN UYUŞMAZLIĞI
GEBELİKTE KANSIZLIK
GEBELİKTE KAŞINTI
GEBELİKTE ORUÇ TUTMAK
GEBELİKTE RİSK FAKTÖRLERİ
GEBELİKTE RÖNTGEN
GEBELİKTE SARA HASTALIĞI
GEBELİKTE SIK İDRARA ÇIKMA
GEBELİKTE SOĞUK ALGINLIĞI VE GRİP
GEBELİKTE SOLUK ALMA GÜÇLÜĞÜ
GEBELİKTE STRES
GEBELİKTE TEKRARLAYAN DÜŞÜKLER
GEBELİKTE UYKU SORUNLARI
GEBELİKTE YORGUNLUK
HAMİLELİK ÖNCESİ BESLENME
Hamilelikte Yumurtanın Rahime Yerleşmesi
HANGİ GÜNLER HAMİLE KALINIR ?
HORMON BOZUKLUĞU
İLERİ ANNE YAŞI
KISIRLIK
KISIRLIK NEDENLERİ
KISIRLIK TEDAVİSİ
KISIRLIK TEŞHİSİ NASIL KOYULUR ?
KISIRLIK VE TÜP BEBEK TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ
KISIRLIK VE TÜP BEBEKLE İLGİLİ SIK SORULAN SORULAR
KÜRTAJ
MİKROENJEKSİYON NEDİR?
MOL GEBELİK NEDİR ?
NE KADAR DOĞURGANSINIZ?
NE KADAR ZAMANDA HAMİLE KALINIR ?
PLANLI BEBEK NASIL YAPILIR?
Plasentanın Yaptığı Gonadotrop Hormon
TÜP BEBEK İŞLEMLERİ VE FİYATI
TÜP BEBEK NEDİR ?
TÜP BEBEK TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?
TÜP BEBEK UYGULAMASINDA BAŞARI ORANI NEDİR ?
YALANCI GEBELİK NEDİR ?
YUMURTLAMA GÜNÜ NASIL ANLAŞILIR ?
Kategori: Gebelik
GEBELİK VE MİGREN
GEBELİK VE MİYOM İLİŞKİSİ
GEBELİK ve ŞEKER HASTALIĞI
GEBELİKTE AŞERME
GEBELİKTE GÖĞÜSTEN SÜT GELMESİ
GEBELİKTE UNUTKANLIK
ADET DÜZENSİZLİĞİ
ANNE KARNINDA BEBEĞİN SUYUNUN AZALMASI
ANNE KARNINDA BEBEĞİN SUYUNUN FAZLA OLMASI
AŞILAMA NEDİR VE NASIL YAPILIR?
BEBEK İSTEYENLER İÇİN CİNSELLİK
BEBEK KORDON SORUNLARI
BEBEK NÖRAL TÜP BOZUKLUKLARI
BEBEK RAHİM İÇİ GELİŞME GERİLİĞİ
BEBEK YAPMAK İÇİN ÇOK SEKS YAPMAK ŞART MI?
BEBEKTE EDWARDS SENDROMU
BOŞ GEBELİK
CERRAHİ SPERM ARAMA (TESA), (TESE) NEDİR ?
ÇOCUK SAHİBİ OLMAYA HAZIR MISINIZ?
ÇOĞUL GEBELİK
DIŞ GEBELİK
Dış Gebelik Nasıl Olur
DÜŞÜK SEBEPLERİ
Düşüklerden Sonra Gelişebilen Tehlikeli Bir Kadın Hastalığı
ELDE AĞRI VE UYUŞUKLUK
GEBE KALMAK İÇİN İDEAL YAŞ KAÇTIR ?
GEBELİĞE HAZIRLIKTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Gebeliğin Yaklaşması ve Gebe Bayanlara Tavsiyeler
GEBELİK BELİRTİLERİ NELERDİR?
GEBELİK NASIL OLUŞUR
GEBELİK ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER
Gebelik Testleri, Gebeliğin Varlığını Anlamak İçin Yapılan Testler
GEBELİK VE ASTIM
GEBELİK VE HEMOROİD
GEBELİK VE HİPERTANSİYON
GEBELİK VE KANAMALAR
GEBELİK VE KIZAMIKÇIK
GEBELİKLE İLGİLİ GENEL ŞİKAYETLER
GEBELİKTE YAPILMASI GEREKEN AŞILAR
GEBELİKTE AKINTI
GEBELİKTE AŞIRI TÜKÜRÜK SALGISI VE AĞIZDA ACILIK
GEBELİKTE BEL AĞRILARI
GEBELİKTE BEL VE SIRT AĞRISI
GEBELİKTE BESLENME
GEBELİKTE BÖBREK HASTALIKLARI
GEBELİKTE BULANTI VE KUSMA
GEBELİKTE CİLT DEĞİŞİKLİKLERİ
GEBELİKTE CİNSELLİK
GEBELİKTE DÜŞÜK TANSİYON VE BAYILMA
GEBELİKTE EGZERSİZ
GEBELİKTE EL VE AYAKLARDA ŞİŞME
GEBELİKTE GÖĞÜSLERDE HASSASİYET
GEBELİKTE GUATR RAHATSIZLIĞI
GEBELİKTE HALSİZLİK
GEBELİKTE HANGİ DURUMLARDA DOKTORA DANIŞILMALI
GEBELİKTE HAZIMSIZLIK
GEBELİKTE İDRAR KAÇIRMA
GEBELİKTE İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI
GEBELİKTE İLAÇ KULLANIMI
GEBELİKTE İLERİ ANNE YAŞI
GEBELİKTE KABIZLIK
GEBELİKTE KAN UYUŞMAZLIĞI
GEBELİKTE KANSIZLIK
GEBELİKTE KAŞINTI
GEBELİKTE ORUÇ TUTMAK
GEBELİKTE RİSK FAKTÖRLERİ
GEBELİKTE RÖNTGEN
GEBELİKTE SARA HASTALIĞI
GEBELİKTE SIK İDRARA ÇIKMA
GEBELİKTE SOĞUK ALGINLIĞI VE GRİP
GEBELİKTE SOLUK ALMA GÜÇLÜĞÜ
GEBELİKTE STRES
GEBELİKTE TEKRARLAYAN DÜŞÜKLER
GEBELİKTE UYKU SORUNLARI
GEBELİKTE YAPILMASI GEREKEN AŞILAR
GEBELİKTE YORGUNLUK
HAMİLELİK ÖNCESİ BESLENME
Hamilelikte Yumurtanın Rahime Yerleşmesi
HANGİ GÜNLER HAMİLE KALINIR ?
HORMON BOZUKLUĞU
İLERİ ANNE YAŞI
KISIRLIK
KISIRLIK NEDENLERİ
KISIRLIK TEDAVİSİ
KISIRLIK TEŞHİSİ NASIL KOYULUR ?
KISIRLIK VE TÜP BEBEK TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ
KISIRLIK VE TÜP BEBEKLE İLGİLİ SIK SORULAN SORULAR
KÜRTAJ
Lohusalık
MİKROENJEKSİYON NEDİR?
MOL GEBELİK NEDİR ?
NE KADAR DOĞURGANSINIZ?
NE KADAR ZAMANDA HAMİLE KALINIR ?
PLANLI BEBEK NASIL YAPILIR?
TÜP BEBEK İŞLEMLERİ VE FİYATI
TÜP BEBEK NEDİR ?
TÜP BEBEK TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?
TÜP BEBEK UYGULAMASINDA BAŞARI ORANI NEDİR ?
YALANCI GEBELİK NEDİR ?
YUMURTLAMA GÜNÜ NASIL ANLAŞILIR ?
Kategori: Kadın Hastalıkları
Düşüklerden Sonra Gelişebilen Tehlikeli Bir Kadın Hastalığı
GEBELİK VE ASTIM
GEBELİKTE GUATR RAHATSIZLIĞI
GEBELİKTE YAPILMASI GEREKEN AŞILAR
Lohusalık
Lökoplazi
Meme ve Meme Hastalıkları
Plasentanın Yaptığı Gonadotrop Hormon

18 Kasım 2007 Pazar

Gün Aşımı Nedir?

Gün Aşımı Nedir?

Gebeliğin en son adet tarihinden itibaren 42. hafta sonunda son bulmamasına gün aşımı denir. Yaklaşik % 10 gebelikte görüldüğü ileri sürülse de bunların büyük bir kısmı gerçekte gün aşımı değil son adet tarihinin yanlış bilinmesinden kaynaklanmaktadır. Fetus da beyin gelişmemesi (anensefali), fetusun böbrek üstü bezlerinde aşırı büyüme, hipofiz bezinin olmaması gibi bazı fetal yapısal bozukluklar ile yine fetusa ait bazı enzim bozuklukları doğumun gecikmesine yol açabilir. Daha önceki gebeliklerinde gün aşımı olan kişilerde bu durumun tekrarlama olasılığı yüksektir. Tüm bunlara rağmen yine de gün aşımı olan gebelerin %90'ından fazlasında belirgin bir neden bulunamaz. 42 haftanın sonunda doğum gerçekleşmediğinde plasentada yaşlanma belirtileri boy göstermeye başlar. Bebeğe giden oksijen ve besin maddelerinde yetmezlik görülür. Bu durum bebeği sıkıntıya sokar. Bebek kakasını yapabilir. Bu durum uzun sürer ise ya da bebek bu maddeleri yutar ise doğum sonrası kimyasal zatüre görülebilir. Yine gün aşımı ile bilikte amniyon mayiinde azalma ve buna bağlı komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bebek normal kilosunda olmasına rağmen plasenta yetmezliği nedeni ile kilo kaybedebilir. Bunun tam tersi durum da söz konusu olabilir ve bebek kilo almaya devam eder ise iri bebek ve buna bağlı doğum riskleri ortaya çıkabilir. Gün aşımından söz edebilmek için gebelik yaşının çok iyi tayin edilmesi gerekir. Düzenli kontrole giden gebelerde ultrason takipleri ile gebelik yaşı bilindiğinden tanıda pek zorlanılmaz. 40. hafta dolduktan sonra ya da gebelik yaşından emin olunmadığı durumlarda fetal iyilik halinin değerlendirilmesinde kullanılan yöntemler ile bebeğin sıkıntıda olup olmadığı araştırılır. Genelde bu takipler 3 günde bir şeklinde uygulanır. 42. haftaya kadar doğum gerçekleşmez ise ya da bebeğin sıkıntıda olduğu fark edilirse hastanın durumuna göre sezaryen ya da suni sancı ile gebelik sonlandırılır.

Hamilelik ve Yuzme

Hamilelik ve Yuzme

Yüzme esnasında kol, bacak ve karın bölgesinde bulunan bütün kas grupları çalıştırılıyor. Kalp atım hızı ve alınan oksijen miktarı arttığı için dolayısı ile bebeğe giden oksijen miktarında da artış söz konusu. Yüzmeyi gebelikteki en uygun spor dalı haline getiren faktör ise çok daha önemli: Yaralanma tehlikesinin olmaması. Gerçekten de yüzme bilen bir kişinin suda kendi kendini yaralaması, düşmesi ve biryerlere çarpması neredeyse olanaksız. Bir başka avantajı ise kişinin kendisini ağırlıksız hissetmesi. Bu özellikle gebeliğinin son dönemlerinde olan kadınlar için psikolojik açıdan oldukça önemli. Ayrıca su içerisinde terleme ve vücudun çok fazla ısınması mümkün olmadığından egzersizin bu tür olumsuz etkilerini ortadan kaldırması da cabası. Yapılan az sayıda çalışmada gebelikleri sırasında düzenli yüzen kadınların kendilerini daha az yorgun hissettikleri, daha güzel uyudukları ve gebeliğin getirdiği ruhsal ve fiziksel streslerle daha kolay başa çıkabildiklerini göstermiştir. Gebelik sırasında yüzme sporu yaparken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Bunların en başında temizliğinden emin olunmayan sulara girmemek geliyor. Bu nedenle çok fazla kişinin kullandığı havuzlar yerine denizi tercih etmekte fayda var. Gebelik öncesinde düzenli olarak yüzen kadınlar, daha önceki programlarına devam edebilirler. Ancak gebe kaldıktan sonra ilk kez denize girecekler biraz daha dikkatli olmak zorunda. Öncelikle suya girmeden önce vücudu ısıtmak, yavaş yüzmek ve dozu yavaş yavaş arttırmak gerekiyor. Gebeliğinin ilk 3 ayında bulunanlar için günde 20 dakika yüzmek yeterli. Yine bu dönemde sabah erken saatlerde yüzmek gebeliğe bağlı bulantı ve kusmaları azaltıyor ve günün geri kalan kısmının daha rahat geçirilmesine yardımcı oluyor. ikinci 3 aylık dönemde ise su eklem ve bağları destekleyerek bel ve sırt ağrılarının azalmasına yardımcı oluyor. Bu dönemde daha önceki yüzme alışkanlıkları aynen devam edebilir. Son dönemlerde ise yüzmeye devam etmekte herhangi bir sakınca yok. Ancak vücudu fazla sıkmayan, gebeler için tasarlanmış mayoları kullanmak gerekiyor. Karada yapılan kültür fizik hareketleri suda da yapılabilir. Bunun avantajı terlemeyi ve aşırı ısınmayı engellemesidir. Kültür fizik hareketleri yaparken suyun gogus hizasında olması en uygun derinlik. Tabii bu kural yüzerken de geçerli. Özellikle sık sık kramp giren kadınlar boy hizasını geçmeyecek derinliklerde yüzmeli. Olası bir kramp durumunda yardım alabilmek için suya tek başına girmemeye de özen gösterilmeli. Yine yüzerken nefes tutup çok uzun süre dalınmamalı. Bu basit kurallara uyarak gebeliğinde kanama, düşük tehlikesi, suların erken açılması gibi problem yaşamayan tüm gebe kadınlar doğuma kadar yüzebilirler.

Hamilelik ve Süt

Hamilelik ve Süt

Hamile olduğunu çevresine söyleyen bir kadın bir anda büyük bir bilgi ve öneri bombardmanına maruz kalır. Aile büyükleri başta olmak üzere daha önce bir hamilelik deneyimi geçiren çevredeki herkes kendi bildiği doğruları yeni hamileye empoze etmeye çalışır. Bu önerilerden en sık karşılaşılanlardan birisi de kuşkusuz süt içmektir. Hamile kadının çevresindeki ilgili ya da ilgisiz herkes onun hergün mutlaka süt içmesi gerektiğini söyler. Hamile kadının içmesi gereken süt miktarı kimine göre günde bir bardak kimine göre ise bir litredir ve süt içmeye hamile kalındığını öğrenir öğrenmez başlanmalıdır. Süt içmeyi önermenin altında yatan neden ise bebeğin kemiklerinin güçlenmesi için gerek duyduğu kalsiyumun sağlanmasıdır. Bu öneri kısmen doğrudur çünkü süt gerçekten önemli bir kalsiyum kaynağıdır. Ancak hatalı olan kişileri süt içmeye zorlamaktır. Süt önemli bir kalsiyum kaynağı olmakla beraber pekçok erişkin kişi süt içmekten hoşlanmaz. Üstelik süt erişkinler için bir besin maddesi olmadığı için pekçok erişkinde laktoz intoleransı vardır ve bu kişiler süt içtiklerinde ciddi anlamda rahatsızlık duyarlar. Buna ek olarak gebeliğin erken dönemlerinde süt gebeliğe bağlı bulantı ve kusmaları tetikleyebilir. Gelişmekte olan bebeğin kalsiyum gereksinimi son trimesterda yani 28. haftadan sonra belirginleşir. Bu haftalarda kalsiyum alımı daha çok önem kazanır. Ancak hamile bir kadının alması gereken kalsiyum bebeğinin gereksinimini karşılamaktan çok kendi depolarını doldurmak içindir. Siz yeterli miktarda kalsiyum almasanız bile bebeğiniz için endişe duymanız gerekmez. Çünkü bebeğiniz kendi gelişimi için gereksinim duyduğu kalsiyumu sizden zaten alacaktır. Bunun için eğer gerekliyse sizin kemiklerinizdeki kalsiyumu da kullanabilir. Eğer bu durum uzun süre devam ederse ve siz doğumdan sonra da yeterli kalsiyum almazsanız ileride kemik erimesi sorunu yaşama riskiniz artar. Tekrarlamak gerekirse süt ve kalsiyum bebeğinizden çok kendiniz için gereklidir. Eğer hamileliğinizin son dönemlerinde yeterli kalsiyum almıyorsanız bu durum çoğu zaman bacak krampları şeklinde kendini belli eder. Eğer süt seven bir kişi iseniz bu sizin için bir avantajdır çünkü süt önemli bir kalsiyum kaynağıdır. Ancak eğer süt sevmiyorsanız ya da herhangi bir nedenden dolayı içemiyorsanız da endişelenmeniz gerekmez. Çünkü önemli bir kaynak olmakla beraber dietteki tek kalsiyum kaynağı süt değildir. Sütten üretilmiş ürünler de yüksek oranda kalsiyum içerir. Örneğin bir bardak yoğurt hemen hemen bir bardak süt kadar kalsiyum içerir. Bunun yanısıra beyaz peynir başta olmak üzere peynir çeşitleri ve dondurma da önemli ölçüde kalsiyum içerir. Bunun yanısıra brokoli, bürüksel lahanası ve ıspanak gibi sebzeler de kalsiyum açısından zengindir. Eğer süt içecekseniz yağı alınmış light sütlerden içmeyi tercih edin. Light süt ile normal süt arasındaki fark sadece yağının alınmış olmasıdır. Light sütler genelde normal sütlerden daha fazla kalsiyum içeririler. Light süt içerek hem yeterli miktarda kalsiyum almış olur hem de gereksiz kalori alımının önüne geçmiş olursunuz. Süt içemiyorsanız endişelenmeyin çünkü bunu yapmak zorunda değilsiniz. Hele hamileliğin başlarında buna kendinizi zorlamak da gereksiz endişe ve strese neden olur.

Doğum Sonrası Jimnastik

Doğum Sonrası Jimnastik

Doğumdan sadece altı hafta sonra bebeğinizle birlikte jimnastik yapabilirsiniz Bu forma girme programı sadece anneler ve yenidoğan bebekleri için. Bu program sayesinde hem siz doğumdan önceki formunuza kavuşacaksınız, hem de bebeğiniz sizinle girdiği bu yakın ilişkiden ötürü mutlu olacak; algısı ve vücudu daha kolay gelişecek. Doğumunuzdan sonra jimnastik yapmak istiyorsanız, bunu yapmak için temizliği bitirmeyi, küçüğün mamasını hazırlayıp, onu yedirip, yatırmayı beklemenize gerek yok. Bunu beklerseniz, hiçbir zaman uygun zamanı gelmez. Gelse bile siz yorgunluktan kolunuzu kaldıramayacak halde olursunuz. Beklemek yerine, zamanı iyi şekilde değerlendirin ve sevgili bebeğinizle birlikte jimnastik yapmanın tadına varın. Bu egzersizler sadece anneler ve küçük bebekleri için geçerli. Dokuz aylık hamilelik süresinden sonra, yıpranan ve hareketsiz kalan bütün vücudunuz bu egzersizler sayesinde yeniden çalışmaya başlar. Siz karnınızı sıkılaştırırken ve sırtınızı güçlendirirken, bebeğiniz de hem görsel, hem de bedensel algılamasını geliştirecek. Kollarını ve bacaklarını hareket ettirirken aynı zamanda gözleriyle de sizi izleyecektir. Böylece onunla sadece ona özel, çok yakın bir ilişkiniz olacak. Sonuçta, hem yararlı, hem de harika zaman geçireceksiniz. Üstelik hem oyun ilişkileriniz derinleşecek, hem de bebeğiniz kolaylıkla, dengesini bulacak, kasları gelişecek. Bu programı birçok ay boyunca sürdürürseniz, bebeğinizin sportif yönünün gelişmesine de çok yardımcı olursunuz. Daha büyük bir çocuğunuz varsa, o da sizinle ve kardeşiyle birlikte bu hareketleri yapabilir. Ancak, egzersizler sırasında onunla konuşun, hareketleri dilediği gibi yapmasına izin verin ve ona dokunun. Böylece kardeşini kıskanmaz, aksine sizinle birlikte bu işi paylaştığı için kendini mutlu hisseder. Egzersizlere başladığınızda kendinizi zorlamayın ve yavaş yavaş ilerleyin. Unutmayın vücudunuzun tekrar harekete başlamaya alışması gerekiyor. Bu hem eklemleriniz, hem sırtınız, hem de basenleriniz için geçerlidir. Doğumu izleyen haftalarda, genç anneler kendilerini çok yorgun, neredeyse depresyona girecek kadar yorgun hissederler. Tekrar dinçleşmek için düzenli olarak bir fizik aktivitesi yapmak, vücudu hareket ettirmek en iyi yoldur. Birkaç günün sonunda, hem uyku düzeninizde, hem de iştahınızda bunun etkilerini göreceksiniz. Burada verdiğimiz bütün egzersizlerin en az sekiz kadar tekrarlamanız gerekir, ama eğer isterseniz daha fazlasını da yapabilirsiniz. İyi jimnastikler.
Hassas bölgeleri güçlendirmek için 11 etkili egzersizBu 11 egzersizi doğumdan 6 hafta sonra, haftada en az üç kez olmak üzere istediğiniz sıklıkla yapabilirsiniz. Jimnastik yapacağınız mekanın geniş olmasına dikkat ederek, rahat giysilerinizi giyin ve daha iyi konsantre olmak için bebeğinizle birlikte zevkli dakikalar geçirmeye hazırlanın. Bebeğinizin altının temiz olmasına ve karnının aç olmamasına da özen göstermelisiniz. 1- Karnınızı sertleştirmek için Sırtüstü yere uzanın ve bacaklarınızı havada üstüste koyun. Bebeğinizi karnınız üzerine oturtun, sırtı oyluklarınız üzerine yerleşsin; aynı zamanda iki elinden tutun. Karnınızı içinize çekin ve aynı anda kasın. Sırtınızın aşağı kısmı yere değmeli. Bu pozisyonda, başınızı ve vücudunuzun üst kısmını kaldırın, bu sırada karnınız ve baseniniz kasılı olmalı. Başlangıçta, kendinizi zorlamayın. Ve kendinize dinlenmek için ara verin. Bu aralarda da, bebeğinizi kollarının altından tutarak, kendinize doğru çekin. Onu kendi kendine kalkmaya alıştırmalısınız. Siz karın kaslarınızı çalıştırırken, o da boyun kaslarını güçlendirecek ve başını daha iyi kontrol etmeyi öğrenecek. 2- Mideyi kaslandırmak Sırt üstü uzanın, böbreklerinize destek vermesi amacıyla, katlanmış bir havlunun üzerine yatabilirsiniz. Dizlerinizi kırın ve ayaklarınızı sağlam bir şekilde yere basın. Bebeğinizi sırtı oyluklarınıza dayanacak şekilde üzerinize yerleştirin. Bütün basen kaslarını gererek, karnınızı içeri çekin. Yavaşca büstünüzü kaldırın, bu arada da bebeğinizi bir eliniz ile tutun. Öteki elinizi de ters taraftaki dizinizin üzerine doğru uzatın. Bu hareketi en az sekiz kere, kendinizi iyi hissederseniz daha fazla kez tekrarlayın. Kendinize bir ara verdikten sonra, bu kez de öteki tarafınızla aynı hareketleri tekrarlayın. Bu bebeğinizin dengesini bulması için çok iyi bir egzersiz türüdür. Aynı zamanda, sizin karın bölgesi kaslarınızın güçlenmesine yardımcı olacağı gibi, midenizin de gerilmesine yardımcı olacaktır. 3- Mideyi germek Bebeğiniz sırt üstü uzanmış bir şekilde önünüze alarak, yüz üstü uzanın. Karnınızın alt kısmına havlu koymayı ihmal etmeyin, aksi takdirde, böbreklerinizi zorlayabilirsiniz. Aynı şekilde bebeğinizi de bir havlunun üzerine yatırın. Bu pozisyonda, avuçiçleriniz yere değecek şekilde, kollarınızı uzatarak bebeğinize yaklaşmaya çalışın. Karın kaslarınız kasılmış bir durumda 15 ile 60 saniye arasında bu şekilde kalın. Bebeğiniz sizi kendisine yakın hissetmekten çok memnun olacaktır. Her arada bebeğinizi sevip okşamalısınız. 4- Sırtı ve kalçaları sıkılaştırmak Her ikinizde aynı pozisyonda uzanın. Düzenli olarak her bacağınızı en az 8 kez kaldırın. Her hareket arasında gevşeyin. Siz bacak kaslarınızı çalıştırırken, bebeğiniz de eğlenecek. 5- Sırtınızı güçlendirin Aynı pozisyonda yatarken, kollarınızı sırtınızın arkasında birleştirin. Kürekkemiğinizi gerin ve başınızı 6 ile 8 kez kaldırın. Böylece sırtınızın üst bölge kaslarını çalıştırmış oluyorsunuz. Her hareket arasında gevşemeyi unutmayın. 6- Göğüs ve kollarınızı sıkılaştırın Oturun ve bebeğinizi önünüze alın. Koltuk altlarından öne ve arkaya kaldırın, sonra yukarı kaldırın ve indirin; bunu sekiz kez yapmalısınız. Ancak her harekettten sonra bir ara vermeyi ihmal etmeyin. Bebeğinizin boyununu güçlendirirken aynı zamanda kollarınızı ve göğüsünüzü de kuvvetlendirecek ve sıkılaştıracaksınız. 7- Kol ve göğüsü gerin Oturur pozisyonda, kollarınızı arkada birleştirin ve kaldırabildiğiniz kadar yukarı kaldırın. Bu gerginlikte 15 ile 60 saniye arasında tutun, gevşeyin ve sonra tekrar başlayın. 8- Oylukları sıkılaştırın Ayakta, oyluklar açılmış, bebeğinizi kollarından tutun. Baseninizi gerin, sonra hafifçe dizlerinizi kırın, büstünüzü öne eğin. Sırtınızı düz ve gergin tutun. Ayaklarınızı düz tutarak ve oyluklarınızın üzerine gerinerek, topuklarınız üzerine inin. Sonra kalkın. Egzersizi 8 kez tekrarlayın, bu arada her seferinde bir durak vermeyi unutmayın. 9- Oylukları gerin Ayakta, bebeğiniz göğüsünüze yaslanmış şekilde, bir bacağınızı öne çekerek durun. Bu pozisyonda 15 ile 60 sanile arasında kaldıktan sonra ayak değiştirin. 10- Sırtınızı esnetin Bebeğinizi yeniden önünüze sırtüstü yatırın. Bir kedi gibi sırtınızı yuvarlatarak, kalçalarınızı da topuklarınıza oturtarak yerleşin. (a) Sonra öne doğru kayın, başınız yere doğru olsun. Kollarınızın yardımı ile kendinizi kaldırın ve sonra tekrar sırtınızı eski haline getirin (b). Hareketi yapabildiğiniz kadar tekrarlayın. Bu hareket bebeğinizi eğlendirecektir. Sizi gözleriyle izlerken hem gülecek ve bunu eğlenceli bir oyun olarak algılayacaktır. 11- Sırtınızı gerin Sırtınızı tekrar yuvarlak yapın. Bebeğinizi altınızı alın. Sırtınız eğik olarak bu pozisyonda en fazla bir dakika kalın. Bakışlarınızı bebeğinizden ayırmayın.

Doğum Sonrası Depresyon

Doğum Sonrası Depresyon

Çevresel faktörler ve doğum sonrası vücutta oluşan hormonal değişiklikler, kadınlarda bazı psikolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Uzmanlar bu durumun "annelik hüznü" ile karıştırılmaması gerektiğini belirtiyorlar Aileye katılacak yeni bireyin getireceği ek sorumluluklar gibi çevresel faktörlerin yanında, oluşan hormonal değişiklikler, kadınlarda doğum sonrası depresyona neden olabiliyor. Depresyonun genellikle doğumdan sonraki ilk haftalarda etkili olduğunu anlatan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı, doğum sonrası depresyonunun aileye karşı sevgisizlik, sıkıntı, hayattan zevk alamama, çocuğu reddetme, hatta intihara kadar gidebilecek ciddi sorunlara yol açabileceğini ifade etti. Doğum sonrası depresyonunun, doğum yapan her kadında normal olarak görülen ''annelik hüznü'' ile karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Kırlı, şunları söyledi: ''Depresyon kişinin ilk doğumundan sonra oluştuysa, diğer doğumlarda da oluşabilir. Bu nedenle sonraki doğumlarda hazırlıklı olmak için hekimle temasta olmak gerek. Aileler, depresyonu (annelik hüznü) ile karıştırıyor ve önemsemiyorlar. (Kendiliğinden geçer) diye doktora başvurma gereği bile duymuyorlar. Oysaki bu çok yanlış davranış. Doğum sonrası depresyonu kendiliğinden geçmez. Depresyonlar da diğer hastalıklar gibi kabul edilip, mutlaka bir uzman nezaretinde tedavi edilmelidir.'' Doğum sonrası depresyonun, ilaç tedavisiyle genellikle 6 ayda yapılabildiğini anlatan Prof. Dr. Kırlı, tedavinin kişinin durumuna bağlı olarak 2 yıla kadar da uzayabildiğini sözlerine ekledi. Kaynak: Milliyet.com.tr